1. MRI çektirdim, omuz ağrımın sebebini ve ne yapılması gerektiğini bana gösterir.

Hem evet hem HAYIR. MRI deri altında herhangi bir şeyin olup olmadığını gösterebilirken, aynı bulgular ağrı veya hareket eksikliği yaşamayanlar için de söylenebilir.
Grish ve ark. (2011) tarafından yapılan bir çalışmada, 40-70 yaş arasındaki 51 kişinin %96’sında ağrı olmaksızın bir sorun olduğu belirlendi.
Daha yakın bir tarihte, Roddy ve ark. (2015), omuz ağrısı olan kişilerin rehabilite edilmesinde, görüntüleme yapılıp yapılmamasının herhangi bir faydasının olmadığını bulan 256 katılımcılı bir çalışma yayınladı.

2. Donuk omuz varmış, kendi kendine geçer dediler.

Tamamen YANLIŞ.

Bu efsane, Wong ve ark. (2017) tarafından yılın başında belirlendi ve bu efsanenin kökeninin 70 yılı aşkın bir süre öncesine dayanan oldukça önyargılı bir çalışmadan geldiği belirlendi.

1940’ların çalışması, katılımcılardan omuzlarını birkaç hafta boyunca hareket ettirmemelerini isteyen bir dizi deneye dayanıyordu. Herhangi bir omuz birkaç hafta boyunca askıya alınırsa, sert ve zayıf olacaktır. Bu da eski haline gelmesini zorlaştıracaktır.

Wong ve ark. (2017) tarafından yapılan çalışma sayesinde, bu tür durumların doğal bir iyileşme geçmişine sahip olmadığını da biliyoruz. İlk 3 ayda mümkün olan en fazla hareket açıklığına ulaşmak için terapistle birlikte hastanın mobilizasyonlar ve egzersizler için sıkı çalışması gereklidir. Aynı şekilde, tam hareket açıklığının geri kazanılabileceğine dair herhangi bir kanıt bulunmamaktadır. Yani donuk omuz tamamen iyileşmeyebilir.

3. Omuzumda kemik çıkıntısı varmış, ameliyatla tıraşlanması gerekiyormuş.

Bunun kesinliği yoktur. Sub-akromiyal dekompresyon hala birçok kişi tarafından uygulanıyor olsa da, bunların etkinliğine dair kanıtlar şüphelidir. Lewis (2011) bunu çok detaylı bir şekilde inceledi. Ultrason veya röntgende kemik büyümesinin (kireçlenme) varlığı bulunduğu halde,

  • Bu kemik çıkıntının neden olduğu aşınma
  • İltihap
  • kalsifikasyon bölgesinde kas yırtığı

Daha sonra Ketola ve arkadaşları (2013) yaptıkları çalışmada rehabilitasyon egzersizleri verildiğinde ameliyatlı ve ameliyatsız müdahale grupları arasında anlamlı bir fark olmadığını tespit etmişlerdir.
Son olarak, Littlewood ve arkadaşları (2015) kendi çalışmalarında, kalsifikasyonu olduğu bilinen kişilere yalnızca kuvvetlendirme egzersizleri verildiğinde önemli bir gelişme olduğunu tespit ettiler.

4. MRI ile baktılar, yırtık varmış ameliyat dediler.

Bu da tamamen doğru denilemez. Frost ve arkadaşları (1999) tarafından yapılan bir araştırma, genel popülasyonun %40 kadarının, ağrı ve hareket eksikliği olmadığında bir tür kas yırtılması yaşayacağını tespit etti. Bu durum Littlewood ve arkadaşları (2016) tarafından genişletilerek, bu oranın o kadar arttığını, öyle ki 60 yaşında nüfusun %100’ünün, ağrı ve hareket kısıtlılığı olmaksızın omuzlarının içinde bir sorun yaşayacağını belirlediler.
Artık, omuz hareket kabiliyetimizi tam olarak koruyabilmemiz için, yaşlandıkça vücudumuzun doğal olarak kas liflerimizi yırttığını biliyoruz. Bu doğal yırtıkları onararak tüm hareket kabiliyetimizi kaybetme riskiyle karşı karşıya kalırız.

E, ne yapacağız o zaman?

Omuz ağrısının ve hareket azalmasının en yaygın nedeni, basit bir ifadeyle rotator manşet kaslarındaki disfonksiyondur. Diğer sorunların da dikkate alınması ve doğru bir değerlendirme ile ortadan kaldırılması gerekir ancak omuz ağrısının ve hareket azlığının ana nedeni kas dengesizliği & disfonksiyonudur.

Rotator manşonun belirli bir süre boyunca yüklenmesi ve güçlendirilmesi, birçok kişinin ağrısını azalttığını ve hareket kabiliyetini arttırdığını da biliyoruz. Doğru planlanmış rehabilitasyon programı şu an için elimizdeki en güçlü silah gibi görünüyor.

Oy Ver

Post a Comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir